Hocalı Katliamı,Azerbaycan Savunma ve Havacılık

22 Mayıs 2009 | admin | Haberler |

 

Azerbaycan

Türk Yıldızlan, 2001 yılı içinde Azerbaycan Harp Okulu’nun İlk Mezunlar Töreni’nde Harp Okulu’nda ve Azatlık Meydanı’nda birer uçuş gösterisi yapmıştı. Azatlık Meydanı’nda gerçekleştirilen ve halka açık olan gösteri Bir Milyonun üzerinde Azerbaycanlı tarafından coşkuyla takip edilmişti . 

Harp Okulu’ndaki gösteride ise Cumhurbaşkanı Haydar AÜYEV ile Genel Kurmay Başkanımız Hüseyin KIVRIKOĞLU da hazır bulunmuştu. Türk Yıldızları personeli Azerbaycan’da bulunan Türk Şehitliği’ni de ziyaret ederek saygı duruşunda bulunmuşlardı [Fotoğraflar. Gürsel TOPRAKÇI]. Azerbaycan Savunma Sanayi Ayağa Kalkıyor Azerbaycan, 1970 yılından itibaren Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği [SSCB]‘nin gelişmiş bir petrol ülkesi olarak stratejik bölgelerinden birisi haline geldi. Baku, Gence, Mingeçevir, Şirvan şehirlerinde kurulan fabrikalarda Rusya, Ukrayna, Beyaz Rusya’daki sanayi tesisleri ile işbirliği içinde müşterek silah sistemleri ve kara, hava, deniz kuvvederi ve uzay sanayi için gerekli teknolojilerin üretimi gerçekleştirildi. Sovyeder Birliği’nin çöküşünü takip eden yıllarda gün yüzüne çıkan belgeler arasında Azerbaycan’daki Azon fabrikasının balistik füzeler için parça imalatı gerçekleştirildiğine dair bilgilere de rastlanmıştır. SSCB’nin sivil fabrikalarında harp zamanında savunma araç ve gereçlerinin üretimine yönelik programlar da mevcuttu.
Uzun süre SSCB’nin savunma sanayisinde çalışmış, Albay Telman MEHTIYEVin sunduğu bilgilere göre, sivil üretim yapan fabrikalar harp zamanında 48 saatlik bir süre zarfında savunma sistemlerinin imalatına başlayabiliyordu. Sovyetler Birliğinin çöküşünden sora Azerbaycan, Yukarı Karabag sorunu ile yüzleşti. Ermenistan’ın başlattığı savaş ülkenin ekonomik krizle yüz yüze kalmasına yol açmıştı. Ancak, bu dönemde yaşanan zorluluklara rağmen Azerbaycan milli savunma sanayisini doğrultusunda başlatmış olduğu çalışmalara ara vermeden devam etmiştir.
BAĞIMSIZLIĞININ ilk yıllarında Yukarı Karabağ çevresinde Ermenistan’la savaşan Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri, silah, zırhlı araç ve askeri mühimmata büyük ihtiyaç duyuyordu. Sovyet Ordusu tanklarının ve askeri araçlarının büyük kısmını Rusya’ya çekmiş, Azerbaycan’a hizmet ömrü dolmuş emektar T55 tankları ve zırhlı araçlar kalmıştı. Bu süreçte muharip birliklerin yerli fabrikalarda üretilen bazı askeri malzemelerle teçhiz edilmesine yönelik çalışmalara başlandı. 1991–1992 yıllarında Azerbaycan fabrikalarında Silahlı Kuvvetler için Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham ALIYEV, Savunma Sanayi Bakanı Yaver CAMALOV ile birlikte Peyk Askeri Fabrikasında incelemelerde bulunuyor.
Azerbaycan Savunma Sanayi Ayağa Kalkıyor 82mm ve 120mm havanlar ile Ural, Kamaz ve MT LB araçlarının üzerinde önce 12, sonra 24 namlu roketatar sistemleri [120 mm GRAD MLRS sistemleri] üretilerek Karabağ’da askeri tatbikatlarda başarıyla test edildi. Aralık 1991de askeri birliklerin 12 namlulu Çok Namlulu Roket Sistemleri [MLRSl'ni Goranboy bölgesinde test etmesi tarihi bir olay oldu. Sovyetler Birliğinin üretdiği 40 namlulu MLRS'leri ilerakabet edebilen bu sistemler Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri'ne göre, onlardan daha dayanıklı ve üstündüler. Topçu sistemleri dahil fabrikalarda Sovyet teknolojileri ile Silahlı Kuvvetler için çeşitli silah ve malzemeler-7.62mm ve 5.45mm çapında mermiler, RQD-5 ve F-l el bombaları, RPG tanksavar roketleri üretilirdi. 1992 yılında Bakü'de tabancaların, Kalashnikov piyade tüfeklerinin, BOZQURD tekerlekli araçların üretilmesine karar verildi. Türkiye ve Ukrayna'nın yardımları kapsamında tank ve zırıhh araçların tamirine yönelik bir fabrika kuruldu. İlk kez 1993 yılında Savunma Bakanlığı ve savunma fabrikalarının uzmanları Türkiye'yi ziyaret ederek Türk Savunma Sanayi firmaları ile işbirliğini konuştular.
Mayıs 1994'de - Azerbaycan ve Ermenistan ateşkesi onayladı. O dönemde eski Cumhurbaşkanı Haydar ALÎYEV'in çabasıyla Azerbaycan ve Türk Silahlı Kuvvetleri arasındaki ikili Üst Düzey Askeri Görüşmeler Genelkurmay İnci Başkanı Orgeneral Hasan IĞSIZ'ın katılımı ile 22–24 Aralık '08 tarihleri arasında gerçekleştirildi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı AÜYEV.Org.IĞSIZve beraberindeki yetkililerle askeri işbirliği üzerine konuşurken görülüyor [üstte]. Genelkurmay Başkanı Orgeneral ilker BAŞBUĞ, Aralık ayı başında, resmi temaslarda bulunmak amacıyla Baku’yu ziyaret etti. Org. BAŞBUĞ ziyaret kapsamında Azerbaycan Milli Meclis Başkanı Oqtay ASADOV’u da makamında ziyaret etti [yanda] [Fotoğraflar: Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Internet Sitesi ve R. SÜLEYMANOV]. faaliyetdeki savunma sanayi fabrikaları üretimlerini durdurmadı. Son 14 yılda Rusya, Beyaz Rusya, Ukrayna, Türkiye, Pakistan, İsrail gibi devletlerden silah ve askeri araçların tedarikinin yanında yerli fabrikalar Silahlı Kuvvetler için ihtiyaç duyduğu silah ve mühimmatları üretmeye devam etti. Bu dönemde Azerbaycan fabrikalarında I4.5mm İSTİKLAL keskin nişancı [sniper] tüfekleri ve tabancalar SSM öncülüğünde Müsteşarlık ve Türk Savunma Sanayi firmalarından üst düzey yetkililerden oluşan bir heyet, 6-11 Temmuz 2008 tarihleri arasında Azerbaycan’a resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Üstte sağda SSM yetkilileri Alov Askeri Fabrikasında üretimi gerçekleştirilen Matador ve Marauder TZA’larmı incelerken, solda ise IDEAS ‘08 Fuarı’na Azerbaycan standı Türkiye Pavilyonu içinde açıldı. Yanda ise Bakü’de düzenlenen İnci Hazar Savunma Güvenlik ve Arama Kurtarma Araçları Fuarı’nda Azerbaycan yetkilileri Koza Teknik standında bilgi alırken görülüyor [Fotoğraflar: SSM ve SSB] ile 7.62mm çapında mermiler üretildi. Alov fabrikasında Beyaz Rusya ile müşterek üretilen optik nişangahla donatılan İSTİKLAL tüfeği ile 2.500m mesafeden çok hassas atışlar gerçekleştirilebiliyor.
Aralık 2005′de Savunma Sanayi Bakanlığı [SSBİ'nın kurulması ile Azerbaycan Savunma Sanayi için yeni bir dönem başladı. 2006 yılında Devlet Savunma Siparişi Proqramı ve Savunma Sanayinin 10 Yıllık Kalkınma Proqramı onaylandı.

 'Ayağa Kalkma'ya ABD$198 Milyon IQLİM, Dalga, Neftqazavtomat, Avtomatik Hattlar, Sanayicihaz, Elektron Hesablayıcı Makinalar, Gence Maşınkayırma, Terter Electromechanika, Avia-Aqreqat, Radiokuraşdırma, Araz, Telemechanika, Cihazkayırma, Azon, Peyk ve Alov askeri fabrikaları ile Ulusal Uzay Ajansı [ANASA] ve ilmi Araştırmalar Enstitüsü SSB bünyesindedir. SSB fabrikaları için hazırlanan ve 2008-2011 yıllarım kapsayan reorganizasyon proqramında devlet sermayesi ile 53 yeni üretim tesisinin kurulması hedefleniyor. SSB’nın açıkladığı verilere göre, son 3 yılda 212 adet savunma maksatlı ürün imalatı gerçekleştirildi. Ayrıca 32 çeşit savunma maksatlı ürünün imalatı için altyapı çalışmalarına başlandı. Azerbaycan tarihinde ilk kez 2007 yılında Savunma Bakanlığı, İçişleri, Sınır Muhafıza, Özel Kuvvetler’e 29 değişik tipte silah ile bunlara ait parça/aparat ve mühümmatın üretimi gerçekleştirilmiştir. Savunma Sanayi Bakanı Yaver CAMALOV, 2008′de üretilen savunma maksatlı ürün çeşidinin 444 adet olduğunu ve Bakanlık olarak Türkiye, Polonya, Ukrayna, Rusya, israil gibi ülkelerin savunma sanayi sektöründe sahip oldukları tecrübelerinin araştırıldığını bildirdi. 2008′de SSB için devlet bütçesinden 66 milyon manat [yaklaşık ABD$82 Milyon] tutarında bir sermaye tahsisinin yapıldığını burada vurgulamak gerekir. Bakan CAMALOV uzun süre bakmışız kalmış, eski teknolojilerle çalışan Azerbaycan Savunma Sanayisinin “ayağa kalkması” için 159 milyon manat’a [ABDS19H.5 Milyon] daha ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Hükümet, savunma sanayinin kalkınması yönünde önemli kararlara imza atmaktadır. Bunlardan biri Ağustos 2008′de SSB fabrikalarının 1 Nisan 2008 tarihine kadar vakıflara ve devlete olan tüm borçları ile geçmiş yıllara ait elektrik, su ve gaz borçlarının tümü silinmiştir. Kararla ayrıca SSB’nin ülkeye ithal ettiği savunma sanayisi için gerekli teknolojiler de gümrük vergilerinden ve KDV’den muaf tutulmuştur Cumhurbaşkanı İlham ALlYEV, Azerbaycan üretimi olan silah ve teknolojilerin dünya standartlarına uygun olduğunu açıkladı: “Azerbaycan halihazırda silah ve araçlar ile savaş uçaklarını dış ülkelerden ithal ediyor. 

Bizim dost ve kardeş ülkelerle bu işbirliğimiz devam ediyor. Çabamız Azerbaycan için gerekli silah ve teknolojilerin ülkemizde üretilmesidir”. Beklentiler Büyük HAZİRAN 2008′de üretimini gerçekleştirdiği Matador ve Marauder Sınıfı araçları kamuoyuna sergileyen SSB, 2009 yılının ilk aylarında Silahlı Kuvvetler için bu araçların üretimini tam olarak gerçekleştirecek. Öncelikle araçlar Azerbaycan’ın Jandarma Kuvvetleri, Kara Kuvvetleri ve Sınır Kuvvetleri için üretilecek. Bakan CAMALOV Savunma ve Havacılık dergisine şunları söyledi: “Artık Matador ve Morador Sınıfı araçların yurtiçi üretimine yönelik son hazırlıklar yapılıyor. Bu araçlar işbirliği içinde Güney Afrika Cumhuriyeti ile birlikte üretilecek. Araçların üzerine Azerbaycan ürünü makinalı tüfek monte edilecek”.
Bakan CAMALOVun verdiği bilgiye göre, 2009 yılı içinde Pakistan ile uçak bombalarının üretimine başlanacak. Diğer yandan yabancı firmaların katılımı ile bu yıl içinde yine İnsansız Hava Aracı [İHA] ve en geç 2016 yılına kadar da askeri helikopterlerin müşterek üretimine başlanacak. SSB’na bağlı Iqlim fabrikasının Sovyetler Birliği döneminde uçak teknolojileri üretiğini hatırlatmakta yarar var. Şu an lqlim, Rusya ve Ukraynalı firmalar ile işbirliği içinde faaliyet- Azerbaycan Cumhurbaşkanı ilham ALİYEV ve SSB Yaver CAMALOV Peyk ve lqlim [yanda] Askeri I Fabrikalarında incelemelerde bulunuyorlar 
Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin 90ncı Yılı dolayısıyla 26 Haziran ‘08′de başkent Bakü’de düzenlenen Askeri Geçit Töreni’nde aralarında Türk Savunma Sanayi ürünlerinin de bulunduğu Azerbeycan Ordusu hizmetindeki en modern silah sistemlerilerini yürütmektedir. Özel maksatlı uçak teknolojileri üreten lqlim, halen Rusya’nın YIMPEL fabrikası, IRKUTSK Uçak Üretim Birliği, AVIAKOR Şamara Uçak Fabrikası, NOVOSIBIRSK Uçak Üretim Birliği, RSK Mig savunma sanayi fabrikalan ve RosoboronExport firması ile işbirliğindedir.
Azerbaycan’ın haberleşme ve uzay sanayisi, uzay istihbaratında gereken elektron sayfaların [levhaların] Bağımsız Devletler Birliği’ndeki en büyük üreticisi olduğunu ifade eden Bakan CAMALOV, 1989 yılında SSCB ve Fransa’nın MUP Industrie GİE Konsorsiyumu ile işbirliği ile kurulan Bakü’deki Peyk fabrikasının 1999 yılından yılda 80 bin metre kare sivil ve askeri maksatlı elektron çap sayfaların üretimini gerçekleştirdim söyledi. CAMALOV, Peyk’in üretimini gerçekleştirdiği ürünler için Hollanda, Türkiye, israil ve İsveç’den siparişler alındığını ve bu yıl fabrikanın ayda 20-30 bin metre kare elektron çap sayfalarını üreteceğini söyledi: “Istatistiki verilere bakarsak dünyada yılda ABD$500 Milyarlık çap levhası üretilir ve bunun %75′i Doğu Asya ülkelerinin payına düşer. Telep ise her yıl yüzde 10 artmaktadır”. 
CAMALOV, Alov fabrikasında üretilen dürbün ve optik nişangahların 2009 yılından itibaren ihracatına başlanacağını da açıkladı. 2009 yılında Azerbaycan’ın savunma fabrikalarında kurşun geçirmez yelek ve kask üretimine başlanılması, 2011′de iseXaçmas, Şirvan ve Gence şehirlerinde yeni fabrikaların yapılması planlanıyor. Bakan CAMALOV “Şu an yakın ve uzak ülkelerin savunma pazarları araştırılmakta, ne tip savunma teknolojilerine ve askeri malzemelere ihtiyaç duydukları öğreniliyor. Azerbaycan’ın askeri ürünleri bölgede ve dış pazarlarda hak ettiği yeri bulacakdır” diye konuştuştu. Bakan CAMALOV, Türkiye’den Aselsan, Roketsan ve MKEK ile israil’den TAAS gibi firmaların Azerbaycan’ın savunma sektörüne yatırımlar yapma yönündeki isteklerini kendilerine ilettiklerine dikkat çekerek bu firmaların halen Azerbaycan’da bazı askeri melzemelerin üretilmesi için çözüm yollarını aradıklarını söyledi. Söz konusu Türk firmaların Azerbaycan Savunma Sanayisine katkısı da derinleşiyor.
Halihazırda birkaç Türk firması Azerbaycan askeri fabrikaları ile işbirliğine başlamış durumda. Bu kapsamda örneğin TtSAŞ, Teiemechanika ile tabanca üretimi için işbirliği yapmaktadır. Teiemechanika aynı zamanda MKEK ile mühimmat [mermi kabloları] üretimine de başlamış durumda. Diğer firmalarla işbirliğine yönelik çalışmalar ise devam ediyor. Türkiye’den Koza İnşaat & Savunma San. Tic. firması da SSB için Sınaq Test Poliqonu’nun inşasını gerçekleştirmiştir.
Genelkurmay 2nci Başkanı Orgeneral Hasan IĞSIZ’ın 22-24 Aralık 2008′de Bakü’ye ziyareti kapsamında gerçekleşen Üst Düzey Askeri Diyalog’da ortak üretimle ile ilgili görüşmeler de gerçekleştirildi. Mart 2009′dan itibaren SSB’nın lqlim fabrikası Roketsan ile 107mm ve 122mm ÇNRA’ların üretimine başlayacak. SSB’ndan yapılan açıklamada ilk dönemde 107mm ÇNRA’ların üretiminin söz konusu olduğu belirtilmiştir. Roketatar sistemleri ve kabloları Azerbaycan’da îqlim fabrikasında, mühümmatlar ise Roketsan’da üretilecek.
Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri, envanterindeki Sovyet yapımı eski model bomba, roket ve mühimmatları perdeypey hizmet dışına çıkarmakta ve NATO kaynaklı fonları kullanarak NAMSA kanalıyla yürütülen Saloğlu Projesi altında onları imha etmektedir. Bu çerçevede Ocak 2006′da başlatılan Saloğlu Projesi’nin 3ncü aşaması için geçtiğimiz günlerde Türkiye Euro 100.000 ve Çek Cumhuriyeti Euro30.000 kaynak tahsisi sağlamıştır. İlk iki aşamada 110.000 civarında bomba ve roket imha edilmiştir [Fotoğraflar. R. SULEYMANOV ve Internet]. SSM Uluslararası İşbirliği Daire Başkanı Lütfi VAROĞLU ise yakın bir dönemde Türkiye’de yerleşik Öztek firması ile Cihazqayırma fabrikasının tank ve zırhlı araçlar için spektral gizleme ağlarının üretimini karara bağladıklarını, Cihazqayırma ve SELEX’in ise telsizler için gerekli kabloların üretimine yönelik görüşmeler yaptıklannı açıkladı.

 
 

Savunma Sanayinin 4 yolu 2009 yılında devlet savunma sanayine ABD$350 Milyon değerinde bir sermaye yatırımı planlıyor. Aynı zamanda Milli Meclis’in onayladığı 2009 yılına ait bütçede savunma sanayinde araştırma projeleri için ABDS4 Milyona yakın bir ödenek de ayrılmış durumda. Uzmanlar Azerbaycan Savunma Sanayi’nin gelişim istikametlerini şöyle belirtiyorlar: Birincisi yukarıda ifade edildiği gibi, Türkiye, Ukrayna, Pakistan ve Beyaz Rusya ile ortak silah, araç ve mühimmat üretimidir. Beyaz Rusya ile işbirliğinde Alov fabrikası optik sistemler, Teiemechanika MKEK ile mermi kabloları, TSAŞ”la tabancalar ve Güney Afrika ile Matador tekerlekli zırhlı araçları üretilmektedir.
İkincisi Sovyet’lerden kalma fabrikaların bakım ve onarımı, yeni ve yabancı firmalarla ortak üretim tesislerinin kurulması. Halen. Azerbaycan’da Aselsan’ın iştiraki ile AselsanBakü firması, Türkiye ile işbirliği kapsamında yüzde 50si Azerbaycan’ın payı olmakla AZERSİMTEL firmaları kurulmuş durumda. Bu yıl Savunma Bakanlıgı’nın envanterinde bulunan Tank Tamiri Fabrikası, önümüzdeki yıl da Uçak Tamiri Fabrikası yeniden üretime geçecek. Savunma Bakanlığı Basın Sekreterliği’nin verdiği bilgiye göre Mayıs 2008′de birkaç Türk firmasından ekipler Bakü’ye gelerek başkent yakınlarındaki fabrikada incelemelerde bulunmuşlar. Halihazırda fabrikanın tamirine yönelik planlar hazırlanmaktadır.
Üçüncü gelişim istikameti Sovyetlerden kalma zırhlı araçların İBTR-60, BTR-70, BRDM, BDM] ve T-55 ana muharebe tanklarının modernizasyonu ve bunlara ilave olarak yeni zırhlı araçların üretimidir. SSB’nın İlmi Araştırmalar Enstitüsü T-55 tanklannından daha gelişmiş yeni zırhlı araçlar üretimine yönelik bir proje üzerinde çalışıyor. Bu konuda Türkiye’den FNSS firması ile adı açıklanmayan bir İsrail ve Polonya firması ile de görüşmeler de yapılıyor. 

Dördüncü istikamet ise yurtdışı savunma projelerine katılımdır. Bu kapsamda Türkiyelin yürüttüğü projeler öne çıkıyor. Azerbaycan 2008 yılında Türkiye’nin ALTAY Milli Tank, MilGem, İHA’lan, ATAK ve Yeni Nesil Telsiz projelerine davet almıştır. Hükümet bu projelerden hangisine katılım gerçekleştirileceğine yönelik kararını Temmuz 2009′da verecek ma Reşad SULEYMANOV Bakii, Azerbaycan 1982yılında Azerbaycan’ın Fuzuli bölgesine bağlı Büyük Behmenli köyünde doğmuş ve Baku Devlet Universitesi’nin Gazetecilik Fakültesi mezunudur. 2001-2003yıllarında Mil/i Güvenlik Bakanlığt’na bağlı Sınır Muhafıza Kuvvetlerinde görev yapmıştır. 2000 yılından bugüne Azerbaycan in çeşitli medya kuruluşlarında çalışmaktadır. 2005 yılından bugüne APA HaberAjansı’nda muhabir olarak görev yapan SULEYMANOV, aynı zamanda Ekim 2007′den bugüne Güney Kafkasya’da ilk bağımsız askeri portal ve haber ajansı olan MilAz’ın [utwiv.mihiz.info] Yönetim Üyesi olarak görev yapmaktadır. Reşad SÜLEYMANOV’un Azerbaycan, Gürcüstan, ve Kazakistan’daki çeşitli qazete ve dergilerde savunma sanayi, askeri güvenlik, Güney Kafkasya’da askeri durum, silahlanma, Kafkasya-NATO ilişkileri, sınır güvenliği ve diğer mevzularda çok sayda makalesi yayımlanmıştır.
Kaynak:Savunma ve Havacılık 2 Aylık/Dergi

EBULFEYZ ELÇİBEY

Kendi Anlattıklarından Hayatı

Azerbaycan’ın Ordubat bölgesinin Keleki Köyünün Halil Yurdu Yaylasında 1938 yılı Haziran ayında doğdum. Babam, Aliyev Kadirkulu Merdanoğlu Rus-Alman savaşında hayatını kaybetmiş.
Eğitim-öğrenimime Unus ilkokulunda başladım. Yedi yıl süreli ilk eğitimimin ardından Ordubat şehrinde M.T. Kutsi I nolu orta okulunda okudum. Yedi yıllık ilköğrenimimi tamamlayıncaya kadar en büyük arzum doktor olmaktı. Ona öğrenimime başladığımda Tarih ilmine ilgi duydum. Toplumu anlamak benim için çok ilgi çekici idi, Marks’ın Kapital’ini okumaya başladım. Bize yaptıkları propaganda da Kapital’i dünyanın şaheseri olarak tanıtmıştılar. O dönemler okuduğumda Kapital’i tam anlamıyla kavrayamamıştım. Öğretmenlerim ve öğrenci arkadaşlarım beni haklı olarak alaya alıyordular.
Küçük yaşlarımdan başlayarak oruç tutardım, (gizli olarak tuttuğum dönemlerde oldu ki, öğretmenler bilmesin) Bazen annemle birlikte namaz da kılıyordum.
9-10. sınıflarda iken Mir Cafer Bağırov’u savunduğum için birkaç defa öğretmenler odasına çağrılıp bu düşüncelerimden vazgeçmem istendi.

10. sınıf öğrencisi iken, Azerbaycan Devlet Üniversitesi’nde Şarkşünaslık (Doğu ilimleri) Fakültesi açılacağını öğrendim. Nizami, Hakanı, Fuzuli ve diğer şairlerimizi daha doğru anlamak amacı ile söz konusu fakülte sınavlarına hazırlandım. 1957 yılında Azerbaycan Devlet Üniversitesi’nin Şarkşünaslık Bölümüne (o yıllarda Filoloji Fakültesi’nin bünyesinde idi) Arap Filolojisi uzmanlığına girdim.

Üniversitenin II. ve III.. sınıflarında okurken tarihi-siyasi konulara daha çok ilgi duymaya başladım. Birkaç öğrenci yoldaşım ile birlikte milli siyasi konularda ateşli tanışmalara başladık. Bizde böyle bir fikir oluştu ki, halkımız köle, vatanımız ise sömürgedir.

Bu sohbetler Alim Hasayev, Malik Mahmudov, Rüstem Eminov, Mehdi Ağalarov, Rafık Ismailov, Abbas Musayev ve Zakir Memedov ile aramızda geçiyordu. Azatlık uğrunda mücadele etmeye söz verdik - elbette amatör ruhla başlayan mücahitler olarak. Ancak profesyonel mücadele yollarını da arıyorduk.


Üniversitenin V. sınıfında iken aramızda Arap dilini iyi derecede bilen Malik Mahmudov ile Malik Karayev bir yıl süre ile Irak’a pratik için gönderildiler. Onlar bir yıl sonra döndüklerinde Malik Mahmudov ile siyasi mücadelemizi devam ettirmemiz konusunda ciddi karara vardık ve bir meramname (program) hazırladık. Meramname hakkında yalnız beş kişi bilgi sahibi idi. Ben takip eden süreçte yaklaşık iki yıl (1963-64) Mısır’da tercüman olarak çalıştım. Mısır’da bulunduğum ortam, siyasiler ile ilişkilerim bana çok önemli kazanımlar sağladı. Hatta orda bîr iki kez Türkiye ve ABD Büyükelçiliklerine giderek birileri ile tanışmak istedim. Ancak çekindim. Kendimce bu karara vardım ki, ben onlarla ilişki kurar isem sorun doğar, halkıma güven sarsılır, onları yurt dışına bırakmazlar. Mısır’da bulunduğum süre içerisinde yabancı siyaset adamları (belki de istihbaratçılarla) hiçbir temasımın olmamasına çalıştım.

Mısır’da bu ülkenin devlet adamları ile ilişkilerim oldukça seviyeli idi. Gerek Sovyetler gerek Mısır’ın siyaset adamları beni doğrulurı konuşan bir insan olarak görüyordular. Onlar birbirlerini aldattıklarında yanlışlıklarını anlatıyordum, bana bakıp gülüşüyordular. Ben söz konusu olduğunda Nasır’ ı da Kruşçev’i de eleştiriyordum. Siyaset dünyasında böylesine hareket istihza yaratıyordu.

Bir gün Luksor şehrinde Sovyet uzmanlarından bir grup ile Devlet Başkanları Kruşçev’i. Nasır’ı, Irak Devlet Başkanı Arifi, Azerbaycan Bakanlar Kurulu’nun başkanı Alîhanov’u, Cezayir Devlet Başkanı Ahmet Bin Bella’yı ve diğerlerini karşılıyorduk. Herkes konuklarla tokalaşıyordu, ben yalnız iki kişi ile, Ahmet Bin Bella ve büyük sanatkarımız Reşit Behbudov ile görüştüm, diğerleri geldiğinde elimi cebime koydum. (Şimdi bu hareketim kendime de garip geliyor) Bu davranışımdan dolayı bir soruşturmada geçirdim.

Benim kendi dünyam vardı.Herhalde iş arkadaşlarım beni delikanlı tercüman olarak görüyordular. Soruşturma döneminde Özellikle de Kruşçev’in Kıbrıs sorunu ile ilgili görüşlerinden dolayı bir İki aşağılayıcı söz de sarf etmiştim. Baku ‘ye döndüğümde DTK (Devlet Güvenlik Komitesi KGB) Kruşçev ile ilgili sözlerimden ötürü beni cezalandırdı.

Mısır’dan döndükten sonra Ben, Malik Mahmudov. Alim Hasayev ve Rafik Ismailov birkaç kez görüşüp dörtlü bir grup oluşturduk. Her birimiz 3 kişi seçmeli, bu üçlü gruplardan her bîri 5 kişiyi gruba celb etmeliydi. Bir süre geçtiyse de teşkilatı istediğimiz ölçüde kuramıyorduk (Tecrübesizliğimizin yanısıra DTK bizi sürekli izliyordu) İstediğimiz teşkilatı oluşturamayınca, her birimiz ferdi çalışmaya, daha çok propaganda faaliyetine başladık. Ben bütün gücüm ile üniversite ve doktora öğrencileri arasında milli şuurun canlanması yönünde propaganda yapıyordum. Hiç kimseye hesap vermediğim gibi bazı konuları yakın dostlarımdan da gizliyordum. Üçlü, beşli, yedili ve dokuzlu olmak üzere gruplar oluşturuyordum. Her grup ile de yalnızca kendim meşgul oluyordum, Bu süreç uzun bir süre ve güç İstiyordu.

1969 yılında Tolunoğulları Devleti (IX. yüzyıl) adlı doktora tezimi yazdım.

1971-74 yıllarında üniversitede artık öğrenci hareketleri görülmeye başlandı. Amacım geleceğe hazırlamaktı. DTK , bir teşkilatın faaliyet gösterdiğini biliyor, ancak bütün çabalarına rağmen ortaya çıkaramıyordu. (Artık sır değil: l keresinde üniversitede hocam Aliövset Abdullayev bana DTK’da benim gizli örgüt ve programım olduğu konusunda düşünceler olduğunu bildirdi. Ben, O’nu bunun doğru olmadığına inandırdım, ancak kendim yalan konuşmuştum. (Şimdi hocamdan özür diliyorum)


Ancak DTK bütün dikkati ile beni izliyordu. Ocak I975′de beni tutukladılar. DTK benim yanıma birkaç hoca ve öğrenci yerleştirebilmişti. Ben onları duymuştum. Ancak onları aldatıyordum. (Kim kimi?) Benim hiçbir hoca veya öğrenciye (hatta DTK ajanlarına) nefretim doğmuyordu. Bazen hatta DTK çalışanlarını bile günahkar görmüyordum. Bir tek düşmanım vardı. Sovyet İmparatorluğu. Diğerleri onun zavallı hizmetlileri idi. Bu zavallı generallere ve polislere de acıyordum.

 


Benim işim zalim imparatorluğa karşı mücadele idi. Hainlere, satılmışlara tarih kendisi ceza verecekti, verdide. Ocak 1975 Temmuz 1976 arasında hapis yattım. Aralık 1976′dan itibaren Azerbaycan ilimler Akademisi Salman Mümtaz Elyazmalar Enstitüsün ‘de çalıştım.

Ebülfez ELÇlBEY mahkumiyetinden sonra göreve başladığı El Yazmaları Enstitüsü’nde de halkını azadlık uğruna örgütleme çalışmalarını aralıksız devam ettirdi. 1988 yılında başlayan ermeni saldırı ve provokasyonlarına karşı ilk direniş hareketini; Kasım 1988′de “Meydan Mitingleri’ni düzenledi.

16 Haziran 1989′da Azerbaycan Halk Cephesi’ni resmen kurarak başkanı seçildi. Kızılordu’nun 20 Ocak 1990′da Bakü’de hayata geçirdiği katliama kadar çalışmalarını
Elçibey ve İsa Yusuf Alptekin
sürdürdü. Katliamın ardından dağılma sürecine giren Sovyetler Birliği ve Azerbaycan’da siyasi istikrar tamamen sarsıldı.

ELÇlBEY önderliğindeki Azerbaycan Halk Cephesi, Azerbaycan Türklerinin bağımsızlık taleplerini açıkça dile getirdiler. Üç renkli ay-yıldızlı bayrak Parlamento binasına asıldı. Aralıksız sürdürülen çalışmalar sonucu Azerbaycan Cumhuriyeti 18 Ekim 1991′de bağımsızlığını ilan etti.

ELÇİBEY, Parlamentonun aldığı karar gereği 7 Haziran 1992′de yapılan ilk demokratik seçimler sonucu Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Devlet Başkanı seçildi.

Göreve başladığı ilk günden itibaren ülkede insan hakları ve hukukun üstünlüğüne saygılı demokratik devlet yapısını oluşturmaya çalıştı.

Rus ordularını Azerbaycan Cumhuriyeti’nden çıkardı. Devletin resmi dilinin Türkçe olduğunu ilan etti. Latin alfabesini uygulamaya koydu.

Ermeni saldırı ve işgallerine Azerbaycan Halk Cephesi taraftarlarından oluşan gönüllü birliklerle karşı koydu. Ancak 4 Haziran 1993′de maruz kaldığı darbe sonucu Bakü’den ayrılarak Nahçıvan’ın Keleki köyüne gitti.
4 yıl süreyle kaldığı Keleki’den 31 Ekim 1997′de Bakü’ye dönerek 1995 yılında partiye dönüştürülen Azerbaycan Halk Cephesi Partisi’nin Genel Başkanı olarak siyasi çalışmalarını devam ettirdi. Bu süreçte kurduğu ve başkanı olduğu Bütöv Azerbaycan Birliği adlı teşkilatla da büyük ideallerini hayata geçirme çalışmalarını yürüttü.
Ebülfez ELÇlBEY uzun süre devam eden rahatsızlığının şiddetlenmesi üzerine tedavi görmek amacıyla 7 Temmuz 2000′de geldiği Türkiye’de 22 Ağustos 2000 Salı günü vefat etti
“Ömrümün en hoş günlerinden biri 16 Haziran 1989′da Azerbaycan Halk Cephesi’nin kurulması ve Cephe başkanı seçilmemdir.
En ağır sarsıntılarım 20-23 Ocak 1990 katliamı, Taşaltı olayları, Hocalı katliamı, Susa ve Laçın’da yaşadığımız ihanetlerdir.
En çok etkilendiğim, dostlarımı kaybetmektir. (Bütün anlamlarda)

                                      Sevgim - Millete! Vurgunluğum - Azadlığa ve adalete! itaatim - Hocalarıma! Borcum - Dostlarıma ve meslektaşlarıma! Nefretim - Yalancılara ve iki yüzlülere!”

HOCALI KATLİAMI

1990 yılının Ağustos ve Eylül aylarında Ermeniler saldırılarını doğrudan Azerilere yöneltmeye başlamışlar, otobüs baskınları, yol kesme gibi terör eylemlerine kalkışmışlardır. 1990 yılı başlarında yaklaşık 186 bin Azeri, Ermenistan’dan Azerbaycan’a gitmeye zorlanmıştır. Ekim 1991’de ilk Azeri köyü Ermenilerce ele geçirilmiştir. Hocalı Katliamı, Rus askerlerinin desteğiyle 25–26 Şubat 1992’de Hocalı’ya ulaşan Ermeni kuvvetlerince gerçekleştirilmiştir. Rusya olaylarla ilgisinin olmadığını iddia etse de, Rus ordusuna ait 366. alayın 1991’in sonbaharından beri Ermenilerin safında savaştığı, alaydan kaçan dört askerce doğrulanmıştır.
10 bin nüfuslu Hocalı’da olaylar sırasında yaklaşık 3.000 Azeri bulunmaktaydı. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmi rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azeri sayısının 1.300 kişi olduğu söylenmektedir. Saldırılar sırasında Hocalı’da yaşayan Ahıska Türkleri de evlerinde yakılarak öldürülmüştür. Kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil olmak üzere siviller katledilmiştir. Katliamın ilk gecesinde sekiz aile bütün fertleriyle öldürülmüş, 700’den fazla çocuk anne ya da babasını kaybetmiştir. Yaralılar ise 1.000’in üzerindedir.
1992 yılı 25 Şubatı 26 Şubata bağlayan gecede bölgedeki 366. Alayın da desteği ile önce giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı köyünde sivil, kadın, çocuk, yaşlı ayırımı yapmadan resmi rakamlara göre 613 kişiyi katletmişlerdir. Katledilenlerin 83’ü çocuk, 106’sı kadın ve 7’ten fazlası ise yaşlıydı. Normalde en şiddetli savaşlarda dahi savaş dışında tutulan, dokunulmayan bu kesime Ermeniler yaşlı, kadın ve çocuk demeden acımasız işkenceler yaparak katletmiştir. Bu katliamdan toplam 487 kişi ağır yaralı olarak kurtulmuştur. 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, kulakları, burunları ve kafaları ile vücutlarının çeşitli uzuvlarının kesildiği görülmüştür. Aynı vahşetten hamile kadınlar ve çocuklar bile nasibini almıştır.
KATLİAMA TANIK OLAN BİR GAZETECİ, YAŞANANLARI ŞU ŞEKİLDE AKTARMAKTADIR:
“Dağlık Karabağ’ın Hocalı kentinin düşüşünü bir gün boyunca yaşadım. Görüntülerle belgeledim ve video çekimleriyle bir günde 1.300 Azerbaycan Türk’ünün Ermeni çetecilerce öldürülüşünü bütün dünyaya duyurdum. Hocalı katliamı anlatılamaz bir vahşetti. Azerbaycan yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ayaz Mütellibov, olayı dört gün boyunca kamuoyundan gizlemeye çalıştılar. Bütün Azerbaycan şok olmuştu. Ermeni bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı başaranlar; kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar karlı dağlarda tipi altında Agdam’a gelmeyi başardıklarında çoğunun ayakları donmuştu. Bazılarının ayakları ise kangrenden dolayı kesilmişti. Ermeniler vahşetin her türlüsünü sanki ibret olsun, örnek olsun diye yapmışlardı. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzleri jiletlerle doğranmış, genç kadınların göğüsleri peynir gibi kesilmiş, bebeklerin kafa derileri yüzülmüştü. Hocalı ile Agdam arasındaki 12 kilometrelik orman boyunca cesetler dizilmişti.”
HOCALI ŞAHİTLERİNİN İFADELERİNDEN SOYKIRIM
  • Cemil Cümşüdoglu Memmedov: Nehçivanik koyüne gidip Ermenilere torunuma acımalarını söyledim. Bana hakaret edip komutana verdiler. O da bizi hapsetmelerini emretti. Burada çok sayıda kadın¬kız, çocuk vardı. Sonra bizi Askeran’a getirdiler. Karım, kızım, eniştem oradaydı. Tırnaklarımızı çektiler. Zenciler havaya sıçrayıp, yüzüme tekme atıyorlardı. Çok işkenceden sonra beni Ermeniler ile değiştirdiler. Karım, kızım ve torunumdan hiç haber alamadım. 
    • Seriye Talibova: Gözümün önünde 4 Mesket Türk’ünün, 3 komşumuzun başını Ermeni askerinin mezarı başında kestiler. Ermeniler, anne babalarının önünde çocuklarına işkence yapıp öldürdüler. Sonra cesetleri buldozerlerle dereye döktüler.
      • Cemal Allahverdioglu Orucov: 16 yaşındaki oğlumu kurşunladılar. 23 yaşındaki kızımı iki ikiz oğlu ve 18 yaşındaki hamile kızımı elimizden aldılar.
        • Hatice Abdullayeva: Bir süre yalın ayak ormanda kaldıktan sonra babam, annem ve 16 yaşındaki kız kardeşim soğuğa dayanamadılar. Esir düştüm, taşnak esirlerle değiştirildim. Şimdi iki ayağımdan da mahrumum.
          • Mirza Allahverdiyev: Ermenilerin saldırısından sonra ormana kaçtık. Burada 3 gün aç-susuz kaldık. 28 Şubat akşamı bizi kuşattılar. Bizi Askeran’da ölüm hücresine aldılar. Her gün birkaç adamı götürüp öldürüyorlardı. Altın dişlerimi kelpetenle çıkardılar. Babamı, iki kardeşimi, kardeşimin oğlunu öldürdüler.
            • Nesibe Aliyeva: Ormandan çıkar çıkmaz Ermeniler ateş açtılar. 40 kişiydik. 26 kişiyi aralarında oğlumu ve eşimi de öldürdüler.
              • Hatice Orucova: 8 yaşındaydım. Gözümün önünde babamı, annemi, 6 yaşındaki kız kardeşimi Ermeniler kurşunlayıp öldürdüler. Kurşun bana da geldi.
                • Muhammed Orucov: Ermeniler esirler arasında 10-13-15 yaşlarında kızları ayırarak götürdüler.
                  • Cemil Memmedov: Şehre giren tanklar ve zırhlı taşıyıcılar evleri yıkıyor ve insanları eziyordu.
                    • Talibov Samed: Yapılan işkenceler karşısında seslerini çıkaranları hemen öldürüyorlardı. Esirlikte gördüğüm dehşeti hiç unutamayacağım.
                    • Popularity: 4% [?]

                      Etiketler: , , , , , , , ,

                      

                      Yorumlar

                      4 Yorum yapılmış “Hocalı Katliamı,Azerbaycan Savunma ve Havacılık”
                      1. iranli azeri diyor ki:

                        ben bir azari ve dilim türkçe, ama kendimi türk bilmiyorum,
                        çünkü moğollara ve türkmenlere hiç benzemiyorum,
                        ben hatta türkiede yanliz 100den birini gördim ki bir az moğollara benziör
                        ve 100de 99i moğollara hiç benzemiyörler

                      2. iranli azeri diyor ki:

                        biz iran azarileri Çaldırani ve türklerin bize yapılmış cinayetleri ve orda düşen azeri şehitleri hiç bir zaman unutmıcaz. yaşasin şah Ismail. şah Ismail savaşı kaybetti. ama ginede koymadi türkler irani mehv etsinler

                      3. admin diyor ki:

                        Sen azeri olamazsın, şah ismail ile Yavuz Sultan Selimin yapmış olduğu savaşta bil hassa orada zulme uğrayan Azeri milletini kurtarmak içindiki her ailede olduğu gibi kardeşler arasında kavga olabilir. Osmanlı sadece ona karşı savaşanla savaşır. Bu düşüncelerin gösteriyorki senin azer değilsin. Hiç bir azeri ne Türklere nede Osmanlıya küfr eder. Türkler Azarbaycanın kurtuluşu ne kadar can verdi biliyormusun ? Bilmiyorsan gitte Azarbaycandaki Türk şehitliklerini gör. Düşmanlık iyi bir şey değildir. Bugün iran dost ve kardeş bir ülke, ama senin gibi düşünen biri dost görünmüyor. Biraz Ermeni ağzıyla konuşuyorsun.

                      4. admin diyor ki:

                        Bir ailede 5 kardeş bu 5 kardeş bile birbirine benzemeye bilir, benzemiyorlar diye bunlar kardeş değilmi? Oğuz boyu birbiriyle akrabadır. Benzer veya benzemez.

                      Yorumlar

                      Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!




                      

                      Tbc-Tv

                      Güncel Haberler

                      Sağlık Haberleri

                      Hava Durumu

                      Günün Sözü

                      Son Yorumlar

                      

                      Design by: Sosyetiq.Com. Turkce Duzenleme Wptema.com

                      Copyright © 2010 Türk Birliği Cephesi