İlginç Konular

12 Nisan 2009 | admin | İlginç konular |

İLGİNÇ KONULAR

tan_0002MEKTUPLA DNA ANALİZİ

BİR ZAMANLARIN BÜYÜK KEŞFİ OLAN DNA analizi artık postaneye kadar düştü. 250 doları bir araya getirebilirseniz, bir tükürük örneğini postayla gönderip DNA analizinizi yaptırabiliyorsunuz. ABD’de yeni kurulan Pathway Genomics adlı firma, postayla kabul ettiği örnekleri iki ayda inceliyor ve DNA analizi yoluyla Alzheimer, diyabet gibi genetik hastalıklara yakalanma riskinizi belirliyor, hangi ilaçların size daha yararlı ya da zararlı olabileceğini bildiriyor. Peki güvenli mi? Doğrusu, bilmiyoruz.
AĞUSTOS 2009 -NEWSWEEK TÜRKİYE

İNGİLİZCE KONUŞANA TÜRBAN SERBEST
TÜRKİYE’DE YAŞANAN PEK ÇOK İLGİNÇ, hatta tuhaf türban hikâyesine geçen hafta bir yenisi eklendi. Ahmet Koç, Avustralya’dan tatil için eşi, baldızı ve kayınvalidesiyle birlikte İstanbul’a geldiğinde, ziyaret edilecek yerler listesinin başına Harbiye Askeri Müzesi’ni koymuştu. Çünkü yıllarca uğraşarak Avustralya’da bir mehter takımı kurmayı başaran Koç, mehterin anayurdu İstanbul’daki Askeri Müze’de her gün öğleden sonra verilen mehter konserini kaçırmak istemiyordu. Kendisi kös (yan yana iki kocaman davul) çalan Koç, nekkare, zil, çevgan ve çalpara üstatlarının katıldığı gösteriyi baştan sona video kamerasına kaydetmeye kararlı bir şekilde müzenin kapısına yaklaştığında, kendisine içeri giremeyeceği çünkü eşinin, baldızının ve kayınvalidesinin türbanlı oldukları Ahmet Koç ve ailesi Askeri Müze girişinde.
söylendi. Koç, başta yasağı anlayamadı.
Çünkü bazı başörtülüler içeri girebiliyordu.
Ama bu işlerden biraz anlayan eşi ve baldızı olayı çözmekte gecikmedi. Müzeye girişte başörtülülere yasak yoktu, ama bunun için “kelebek modeli” olarak adlandırılan, eşarbın boynun altından bağlanması gerekiyordu. Koç ailesi eşarplarında ufak bir değişiklikle içeri girebilirdi ama bu sefer kayınvalidenin inadı tuttu. “Bana hakaret ettiler” diyen kayınvalide, “eşarbı köylü gibi bağlamam” diye diretiyordu. Binlerce kilometre öteden gelip mehter konserini izleyemeden dönme ihtimali belirince Ahmet Koç’u bir gam aldı. Ve o sırada kapıdaki görevlilerden biri yetişti imdadına: Görevli: “Siz şimdi Avustralya’dan gelmiyor musunuz?” A. Koç: “Evet” Görevli: “İngilizce de biliyorsunuz.” A. Koç “Evet”.
Görevli: “O zaman girin içeri İngilizce konuşun. Turistlerin başörtülerini nasıl bağladıklarına karışmıyoruz”.
O dakika, Ahmet Koç, eşi ve baldızı arasında “Yeah, let’s go inside”, “Ali right, come on now” şeklinde konuşmalar başladı. Sonuçta başörtü bağlama şekli değiştirilmeden içeri girildi; Koç ailesi konser başladığında en ön sıraya yerleşmişti. Konseri izleyenler arasında başka başörtülüler de vardı.AĞUSTOS 2009 -NEWSWEEK TÜRKİYE

AĞAÇTA PATLICAN YETİŞTİRDİ !.

smileytrianglesdivers00355kv Antalya Büyükşehir belediyesi Park ve Bahçeler müdürlügü bahçıvanı Masu ATEŞ,yaprakları patlıcan bitkisinin yapraklarına benzeyen bir ağaça patlıcan aşılayarak ürün elde etmeyi başandı.22 yıllık bahcıvan olan ateş ,tohumunu çalıştıgı yerden aldıgı ağaca,patlıcan aşıladı.Patlıcan almaya başladıgı ağacın bir süre sonra 2-2,5 metre büyüdügünü gören Musa ATEŞ,bakımı yapıldıgı sürece yılın on ayı patlıcan veriyor.Tekrar dikip sökülmesine gerek yok dedi.

“Cola”lı İçecekler İle Doğum Kontrolü

Gebelik kontrolü tarih boyunca insanların arayış içinde bulundukları bir kavram olmuştur. Bu amaçla her ülkede bazı maddeler kullanılmıştır. Bunların bazıları kadınların hayatını riske sokup tehlikeli sağlık sorunlarına bile yol açabilmiştir. Çeşitli bitkiler ve bunların kaynatılmasıyla elde edilen sıvılar en çok kullanılan maddeler arasında yer alıyor. Gebeliği önlemek için kullanılan maddeler arasında çok ilginçleri de var. Kuzey Arizona Aile Planlaması Merkezi Müdürü Joseph Feldman, Eski Mısır’da kadınların cinsel birleşme öncesi vajinalarına, timsah dışkısından yapılmış bir macunu sperm öldürücü amaçla sürdüklerini belirtti. Eski Roma’da aynı amaçla zeytinyağı kullanıldığını ve yine eski Romalıların kuzu derisinden yapılma kondomlarla bu alanda öncü oldukları da biliniyor. Güney Amerika’da halen sürdürülen yaygın bir uygulama da, kadınların cinsel bileşmeden hemen sonra vajinalarını, spermleri gidermek için “Cola”lı içecekler ile yıkamaları. Sistemli bir eğitim ve gerekli olan ürünlerin sürekli temini ile, herkes artık istediği zamanda, istediği kadar çocuk sahibi olma olanağına kavuştuğu gibi kadınların sağlığı da riske girmiyor.

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

KADIN HAKLARI.

Belki bircok kimseyi sasirtacaktir ama, Turk Dunyasinda kadina siyasi esitlik en son Turkiye Cumhuriyeti’nde 1934′te verildi. Turk Dunyasinda kadinlara secme ve secilme hakkini ilk verme serefi Kirim Turklerine aittir. Kirim Muhtariyet Anayasasi 1917′de, Rusya Tatar-Muslumanlari Muhtariyet Anayasasi 1918′de, Orta Asya’daki Harezm Cumhuriyeti Anayasasi 1920′de, Buhara Cumhuriyeti Anayasasi 1921′de kadinlara secme ve secilme hakki verdi. Turkiye Cumhuriyeti ise, ancak 1934′te bu hakki kadinlara tanidi (oldukca gecikerek). Doc. Dr. Timur Kocaoglu, Koc Universitesi, 03.05.1999

***********************************************

BATI ÜLKELERİN’DE DOGUM DEDAVAYMIŞ.

Bizim ülkemiz’de dogum yapmak hele hele özel hastaneler’de baya masraflı üstelik hemen sezeryan’la dogum yapmak modaymış gibi dikkat edin özel hastanelerde dogumların çogu sezaryanla oysa ABD’de sezaryanla mecbur kalınmazsa yapılmıyor belli kurallara baglanmış.Almanya,Fransa,İngiltere gibi ülkeler’de dogum bedava. .(Basından).

 

AMERİKA 117 YIL BİZE HARAÇ VERMİŞ.

ABD’de gemilerinin Akdeniz’de seyahat etmesini saglamak için Osmanlı devletinin bir vilayeti olan Cezayir Dayılıgı’na 117 yıl boyunca haraç ödemiş.Konu hakkında aydınlatıcı bilgi İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın Tarih dergisin’de yayınlanan makalesin bulunuyor.1795′te Cezayir Dayısı Hasan Paşa ile ABD’de Cezayir konsolosu Joel Barlow tarafından Türkçe olarak kaleme alınan anlaşma ,Amerika’nın kuruldugu günden beri İngilizce dışında imzaladıgı tek anlaşma özelligini’de taşıyor.Anlaşmayla ABD’de gemileri,Osmanlı himayesinde Akdeniz ve Avrupa’da ticaret yapma imkanı bulmuştu.Her yıl 12bin Cezayir altını veya bunun degerinde mühimmat ve malzeme vermeyi kabul etti.(Star 21 Temmuz 2003)

ARININ ZEHİRİ’DE ŞİFA KAYNAĞI

Arı zehiri , işlendiğinde kalp ve damardan, sinir sistemi hastalıklarına kadar birçok rahatsızlığın tedavisinde şifa olabiliyor.

Arı zehirinin tıpta yaygın şekilde kullanıldığını ifade eden Doç.Dr. Aydın, bir gramının yaklaşık 10 bin arıdan elde edilebildiği zehirden, birçok hastalığın tedavisinde yararlanıldığını bildirdi.

Doç. Dr. Aydın, arı zehirinin gramının Avrupa ülkelerinde ve ABD’de ham haldeyken 300-700 dolardan alıcı bulduğunu, işlenmiş halde satıldığında ise fiyatın 2bin dolara kadar çıkabildiğini anlatarak, şöyle konuştu:

“Arı zehiri, işlendiğinde kalp damar hastalıkları, astım, kronik akciğer bozukluğu ve anfizem gibi akciğer hastalıkları, diyabet, sinir sistemi ve deri hastalıklarının tedavisinde yaygın şekilde kullanılabiliyor.

Bunların yanı sıra romatizma, kemik ve eklem hastalıkları, glukom ve komea bozuklukları gibi göz hastalıklarının tedavisinde de arı zehirinden yararlanılıyor. Zehirin, AIDS’e yakalananlarda, ömrü uzatıcı etkisi olduğuda bulunuyor. Son yıllarda arı zehiri tedavisi uygulanan Multuple Sclerosis hastalarında da, hastalığın durduğu, hatta kısmen iyileştiği gözlenmiştir.

4.3 milyonluk kovan sayısıyla dünya üçüncüsü konumundaki Türkiye’nin, dünyanın en iyi arı cinslerine sahip olduğuna dikkati çeken Doç.Dr.Aydın, Türkiye’de yılda 67-70 bin ton bal üretilmesine rağmen, dünya piyasasında altından bile değerli olan arı zehiri elde edilmesinin büyük kayıp olduğunu kaydetti.”

KAYNAK:

Hürbakış Gazetesi

9 Ağustos 2003 Cumartesi

Sayfa:6

KARPUZ, KANSER HASTALIĞINDAN KORUYOR.

Karpuzun içerdiği Laykopen maddesinin kansere karşı koruyuculuğunun A vitamininden iki kat, E vitamininden ise 10 kat daha fazla olduğu bildirildi.
Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyabetik Bölümü’nde Uzman Diyatisyen Betül Çiçek, karpuzun kansere karşı koruma özelliği olan Laykopen maddesi bakımından oldukça zengin bir meyve olduğunu söyledi. Ucuz olmasının yanı sıra her yaştan insan tarafından sevilen bir meyve olan karpuzun bol miktarda tüketilmesini tavsiye ettiklerini belirten Çiçek, şu bilgileri verdi:
“Laykopen maddesi antioksiden özelliği nedeniyle serbest radikaller denilen toksinlerin sağlıklı doku ve organlara bağlanmasını engeller. Kanser çeşitlerine yol açan en büyük sebeplerden biri ise doku ve organların zararlı maddelerden hasar görmesidir. Bu zararı önleyen karpuz ise kansere karşı koruma sağlayan en önemli besinlerden biridir. Vücudu kansere karşı en fazla koruduğu bilinen unsurların başında A ve E vitaminleri gelmektedir. Karpuzda bulunan laykopenin kansere karşı koruyuculuğu ise A vitamininden 2 kat, E vitamininden 10 kat daha fazladır.”
KAYNAK:
Hürbakış Gazetesi
21 Ağustos 2003 Perşembe
Sayfa:8

SULTAN MAHMUD HAN’IN ÇOCUKLARIN TALİM VE TERBİYESİ İÇİN FERMANI

“Herkes iyi bilir ki Ümmet-i Muhammed’denim diyen bütün ehl-i İslama göre en evvela, İslamın şartlarını ve akaid-i diniyesini öğrenip bilmek ve sonra geçimini temin etmek için hangi mesleği isterse ona girmek, vel hasıl her şeyden evvel zaruri dini bilgileri öğrenmek, dünya işlerinin tamamından önce yapılması gereken bir farz iken, bir zamandan beri insanlar, analarının ve babalarının suçu olarak kendileri cahil kaldıkları gibi, çocuklarının da cahil kalmasına aldırmadan ve Rezzak-ı Alem olan Allahü Teala hazretlerine tevekkülsüzlük ile hemen para kazanmak sevdasına düşerek çocukları, mektepten alıp bir usta yanına çıraklığa verdiklerinden, bu gibi çocuklar, küçükten cehaletle büyüyüp, sonradan da okuyup öğrenmeye heves etmediklerine binaen, bütün veballeri analarının ve babalarının boynuna olup, kıyamet gününde bir taraftan bunlar, mes’uliyet altına girecekleri gibi, bir taraftan kendileri buna pişman olacaklarından başka Allah korusun bütün gençliği cehalete sürüklemekten dolayı, bütün ekseri halk, dinden, diyanetten habersiz olduklarından, bu durum Cenab-ı Hakk’ın gazabına sebep olacağının işareti olup, Allah muhafaza etsin böyle giderse Allah (cc)ın şiddetli azabıyla terbiye olacağımızı, akl-ı selim olanların bildiği gibi, müslüman evladını o gibi dünya ve ahiter musibetlerinden halas ve korumak lazım gelmekle;

Şimdi, dini öğrenmekte utanma caiz olmadığına binaen şimdiye kadar cahil kalmış olan genç ve ihtiyar bütün Ümmet-i Muhammed, cahilliğin iki cihanda vehametini düşünüp ve bu sebeple birbirlerinden utanmayarak ancak Allah’tan utanıp kendileri bulundukları ve çalışmakta oldukları iş ve sanatların arasında, bilmedikleri dini meseleleri ve akaid-i islamiyelerini dahi bilmekliğe imkanları nisbetinde, gayret edip çalışmaları ve bu suretle kendilerini iki cihan saadetine ermekliğe gayret sarf etmeleri dinin farz kıldığı emirlerden olduğundan başka;

Çocuğunun buluğ çağında olduğunu, eğer İstanbul’da oturuyor ise İstanbul kadısı olan efendi tarafına ve eğer Eyüp, Üsküdar ve Galata’da oturuyor ise kadıları efendilerine mektep hocaları ile beraber varıp ve çocuğu dahi beraber getirip-gösterip, şer’i cihetten ellerine mühürlü izin tezkeresi almak ve izin tezkeresi olmadıkça esnaf taifesi de çocukları çıraklığa almamak ve çıraklığa alınmak durumunda esnaf kethüdalarının dahi rey ve bilgileri icap ettiğinden şayet esnaftan biri bu gibi tezkeresiz çocukları çıraklığa alır ve babası ve validesi de çocuğu bu şekilde verirse okuduğu mektebin hocası veya mahallenin imamı doğruca kadı efendilere haber vermek ve kadı efendiler dahi bu durumu din-i mübinin ihyası cihetine mebni olarak, kendileri tarafından yazılı izin tezkeresi almadan sanat verilmiş çocuk bulunur ise alanı ve vereni, ve o esnafın kethüdasını ve haber vermediği için mektep hocasının cezasının verilmesi için Bab-ı Aliye bildirmek ve anasız babasız yetim çocuklar olup da kimsesizliği sebebiyle ihtiyaten, bir usta yanında veya bir kimsenin terbiyesinde bulunur ise, ustası ve gerek mürebbisi olan adam sırf sanat öğretmeğe ve çalıştırmaya kalkışmayarak günde iki defa mektebe gönderip, buluğ çağına erinceye kadar okutturmak ve mektep hocaları da mekteplerde bulunan çocukları güzelce okutup Kuran-ı Azimüşşan’ı ta’lim ve arkasından her çocuğun haysiyet ve istidadına göre tecvid, ilmihal gibi risaleler okutarak İslam Şeriatını ve dini akidelerini öğrenmeğe gayret eylemek üzere, bu hususların umumiyetle tenbih olunup ikaz edilmesine, irade-i seniyenin verilmesiyle, bu emir bilad-ı selase kadı efendilere başka başka fermanlar ile tenbih edilmiş olmakla, siz dahi istanbul’da oturan bütün mahalle imamlarını ve mektep hocalarını ve esnaf kethüdalarını toplayarak bu emri ilan ederek tembihlemek suretiyle inşallah devamlı surette takibini ve icrasını sağlamayı tarafınızdan dahi ihtimam gösterilmesine dikkat eyleyesin.” (Ahmet Cevdet Paşa, Tarih: İstanbul 1309 XII)

4a

SÜFYAN-I SEVRİ HAZRETLERİ’NDEN

Büyük bir kalabalık, bir yere toplanırsa ve biri, “içinizden akşama kadar kim yaşayacak, bilsin” dese, kimse bilemez. İşin şaşılacak tarafı şurası ki, eğer o kimseler; “Öyleyse, ölüm için gerekli hazırlığı yapan, ayağa kalksın”, dense kimse ayağa kalkmaz. Bu gafletten kurtulmaya çalışmalıdır.

10 Eylül Çarşamba 2003 VAKİT Gazetesi

Popularity: 29% [?]

Etiketler: , , , , , , ,



Yorumlar

2 Yorum yapılmış “İlginç Konular”
  1. azrahan esra diyor ki:

    SÜFYAN-I SEVRİ HAZRETLERİ’NDEN
    xxxx
    evet keşke herkez bunu tatbik edebilse ama ne yazıkki günlük telaşeler ve günlük koşturmacalar içinde savrulup gidiyoruz.umarım hidayet yolna bizlerde bir an önce grebiliriz..
    xxxx

  2. alamanci diyor ki:

    1000,0000 GURBETCIMIZ YESIL SERMAYELI HOLDING MAGDURU CHP DENIZ FENERI GIBI YESIL SERMAYELI HOLDINGLEREDE HUCUM ETSIN

Yorumlar

Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!






Tbc-Tv

Güncel Haberler

Sağlık Haberleri

Hava Durumu

Günün Sözü

Son Yorumlar



Design by: Sosyetiq.Com. Turkce Duzenleme Wptema.com

Copyright © 2010 Türk Birliği Cephesi